|
KARARLI MİLLET, CESUR DEVLET
Genel Başkanımız Vahşete ve barbarlığa karşı 'Kararlı Millet, Cesur Devlet'
02 Haziran 2010 , Çarşamba 16:21Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Gazze’ye giden konvoya yapılan saldırı karşısında Türkiye’nin alacağı tavrı ‘kararlı millet, cesur devlet’ olarak açıkladı. Hükümeti söylediklerinin arkasında durup, cesaretli adımlar atmaya çağıran Kurtulmuş, İsrail vahşetine ve barbarlığına karşı sesini yükseltmek isteyen herkesi de 5 Haziran’da Çağlayan’daki büyük mitinge davet etti. Parti genel merkezindeki yeni dizayn edilen salonda ilk kez basın toplantısı düzenleyen Kurtulmuş, İsrail’in Gazze’ye giden konvoyda yer alan Mavi Marmara’ya yönelik gerçekleştirdiği saldırıyla ilgili son durum değerlendirmesi yaptıktan sonra bundan sonra atılması gereken adımlara dikkat çekti.
BİLGEN’İN YAKINLARI GENEL MERKEZ’DE
Basın toplantısına; Mavi Marmara’daki saldırı da şehit olan Saadet Partili İbrahim Bilgen’in kardeşi Burhanettin ve oğlu Yusuf da katıldı. Bilgen’in fotoğrafını elinde tutan Kurtulmuş, Bilgen’in iki yakını yanına alarak, onun özgeçmişi hakkında detaylı bilgi verdi.
İsrail’in vahşi saldırısında hayatı kaybeden bütün şehitlere Cenabı Allah’tan rahmet dileyen Kurtulmuş, “ Şehitlerden İbrahim Bilgen kardeşimiz, son seçimde Siirt’ten Belediye Başkan Adayımız olmuş, halen de İl Müfettişliği görevini yürütüyordu. Allah rahmet eylesin. Kendisi bütün hayatı boyunca bütün insanlığın hayrı, sulh ve selameti için mücadele eden bir kardeşimizdi. Biz kadere inanan insanlarız. Kaderin bir şekilde hepimiz için bir şekilde tecelli edeceğini biliyoruz. Şunu da biliyoruz ki, şehitler rableri katında ebedi nimetlere kavuşacaklardır. Bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Allah derecelerini yükseltsin. Bizleri ve bütün ailesini de şehidimizin şefaatine nail eylesin” diye konuştu.
KINAMA CÜMLELERİ İLE GEÇİŞTİRİLEMEZ“Bu doğrudan doğruya Türkiye’ye ve aziz milletimize yapılmış bir saldırıdır. Bu saldırının birkaç tane kınama cümlesi ile geçiştirilecek tarafı yoktur” diyen Kurtulmuş, bu meselenin bir partinin veya Türkiye’nin değil bütün insanlığın meselesi olduğunu söyledi. Haktan, hukuktan ve insanlıktan yana olan herkesin bu meselede taraf olmak zorunda olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Kim bu meselede taraf değilse, bu meseleye sıradan bir şekilde tavır koyarsa, dünya tarihi bunu zalimlerin işbirlikçisi ve eli kanlı katillerin ellerinin temizleyicisi olarak görecektir” dedi.
Türkiye’de ve dünyada milyonlarca insanın bu vahşet karşısında sessiz kalmadığını ve tepkisini ortaya koyduğunu belirten Kurtulmuş, “Aslında bu saldırıyla, Ortadoğu ve dünyada yeni bir tarih başlıyor. Bundan sonra Allahın izniyle, dünyanın her tarafında hakkı, hukuku ve adaleti üstün tutanlar galip gelecektir” dedi.
Yapılanlar karşısında ne söylense az olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Vahşet, vampirce davranış, eli kanlı İsrail, terör devleti, katliam ne deseniz azdır. Bunun üstüne söyleyeceğiniz en ağır sözcüğün üstüne başka bir sözcük daha icat edip onu da söyleseniz yeridir. Mesele artık söz söylemek değil gerekli tedbirlerin alınması ve İsrail’in bundan sonraki saldırganlığının durdurulmasıdır” diye konuştu.
MAVİ MARMARA NİYE GİDİYORDU?
Mavi Marmara ve diğer gemilerin buraya turistik ziyaret için gitmediğine dikkat çeken Kurtulmuş, “Bu insanlar, Gazze’ye konulmuş olan ambargonun kaldırılması için gittiler. Peki Gazze neresidir ve niye Gazze halkına ambargo konmaktadır? Gazze, bağımsız ve özgür Filistinlilerin topraklarıdır. İsrail burayı açık hapishane haline getirmiştir. Gazze’de bütün uluslar arası hukuk kuralları ihlal edilerek, İsrail’in ablukasından bu yana bebekler, yaşlılar, kadınlar, hastalar sıradan şeylere bile muhtaç hale getirilmişlerdir” diye konuştu.
İsrail’in bütün uluslar arası kararlara rağmen fütursuzca bu ambargoyu sürdürdüğünü vurgulayan Kurtulmuş, “İsrail, bütün Filistinlileri oradan sürmek ve Büyük İsrail’i kurmak hedefiyle hareket ediyor” dedi. Kurtulmuş, bu yardım gemilerin en sıradan insani yardımları bu insanlara ulaştırmak için yola çıktığını vurguladı.
HEDEF NEDEN TÜRKİYE?
![]() İsrail’in bugüne kadar kendisine engel olan bütün devletleri tek tek ortadan kaldırdığına dikkat çeken Kurtulmuş, “BOP ve Büyük İsrail Projesi, bir ortak yapımdır, bir taşeronluktur. Bu bölgede, birinci derece hedefte olan da, Türkiye’dir. Irak, Lübnan, Filistin’in işi bitirildikten sonra şimdi bu bölgede İsrail’in önünde en büyük engel olan Türkiye doğrudan doğruya hedef alınmıştır. Bu sanıldığı gibi sıradan bir olay değil, bölge tarihi ve belki dünya tarihini değiştirecek, köklü bir adımdır. Bu çerçevede yaklaşan tehlikeyi haber veriyoruz” dedi.
Ortadoğu’da barışın sağlanma imkanı olduğunu Osmanlı tarihinden örnek veren Kurtulmuş, “Unutmayın ki, bu bölgeyi Osmanlı bir manga askerle idare etti. Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler,72 millet bir arada yaşadılar. Ne bir din ne de mezhep çatışması yaşandı. Osmanlı devleti yıkıldıktan sonra bölgeyi işgal eden İsrail, sürekli olarak barış izlemeyen bir strateji izlemiştir” diye konuştu.
İSRAİL’İN DÖRT TEMEL UYGULAMASI
İsrail’in yıllardır dört temel politikasının hiç değişmediğini vurgulayan Kurtulmuş, hükümet değişikliklerinin bu politikaları etkilemediğini söyledi. Kurtulmuş, “Birincisi, İsrail kurulduğundan bu yana sürekli sınırları genişleten ve şu anda resmi sınırları olmayan tek ülkedir. Hedefi, Nil’den Fırat’a kadar olan bütün topraklardır. İkincisi, İsrail sürekli olarak katliam yapan bir devlettir. Deir Yasir, Sabra Şatilla katliamını bütün insanlık biliyor. Şimdi de Mavi Marmara katliamını yaparak, tarihe geçmiştir. Üçüncüsü, İsrail devlet politikası olarak asla uluslar arası hukuku kabul etmemektedir. Kabul etseydi, işgal ettiği toprakların büyük kısmının geri verilmesi gerekirdi. Dördüncüsü ise, sürekli olarak bilgileri karartma ve yalan haberlerle dünya kamuoyunu yönlendirmektedir. Bu olayda da görüyoruz ki, bilgileri karartarak, gemileri alıp kendi limanlarına götürmüşlerdir” dedi.
Şu anda gemilerde işlenen insanlık suçlarının delillerinin karartılması endişesini taşıdıklarını vurgulayan Kurtulmuş, “Öyle görünüyor ki, birkaç gün sonra utanmadan ortaya çıkacak, Mavi Marmara gemisindeki İbrahim Bilgen gibi elinde çakısı dahi olmayan masum, sivil; insani yardım götürmekten başka amacı olmayan insanlara bunlar İsrail devletinin askerlerine saldırdılar diye yalan mazereti uydurup, dünya kamuoyunun önüne koyacaktır” dedi.
HÜKÜMETE CESARET ÇAĞRISIBundan sonraki süreçte atılacak adımları maddeler halinde açıklayan Kurtulmuş, “Konuşup konuşup, olayların unutulmasını, suyun başına oturan kurdun bulandırdığı bahanesiyle her gün yediği bir kuzu gibi kendisine sıranın gelmesini bekliyorlarsa yanılıyorlar. Bu olaydan sonra artık İsrail’e daha somut tepkilerin ortaya konması lazım” diye konuştu.
Bölgenin en büyük devleti olarak Türkiye’nin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Öncelikle milletimiz, tek yürek ve tek vücut olmalıdır. Milletimiz her platforma sesini çıkarmalıdır. Ancak bunu yaparken asla, provakosyana gelmeden, İsrail’in ekmeğine yağ sürmeden kararlılığını ortaya koymalıdır” dedi.
Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun açıklamaları ve girişimlerini olumlu bulduklarını belirten Kurtulmuş, “Ama sadece adımların atılması ve sözlerin söylenmesi değil, Türkiye; Sayın Başbakan ve bakanın sözleriyle gündeme gelen konuların hepsinin arkasında durmalıdır. Başta hükümet olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti devletini, cesur davranmaya davet ediyorum. Bu süreçteki anahtar tavır, kararlı millet, cesur devlettir. Eğer böyle davranabilirsek, bu süreçten alnımızın akıyla çıkarız” diye konuştu. Kurtulmuş, Türkiye’nin bu süreçten geçerken iç politik tartışmalardan da uzak durulması gerektiğine işaret etti.
Hükümete söylediklerinin arkasında durması çağrısında bulunan Kurtulmuş, “Eğer söylediklerinin arkasında dururlarsa, millet de bu kararların arkasında durur. Davos’ta one minute deyip arkasından İsrail’in OECD üyeliğine evet derseniz, buna Türkçe’deki çok güzel bir söz var onu söyleriz: Bizim oğlan karakolda doğru söyler mahkemede şaşar. Ancak Saadet Partisi olarak şunu da açıkça şunu da ifade ediyorum. Bu konuda hükümetin atacağı bütün olumlu adımları destekleyeceğiz” diye konuştu.
BUNDAN SONRA NE YAPILMALIDIR?
1-İsrail’in en büyük gücü askeri teknoloji ve ekonomisi değil, uluslar arası alanda karşısına hiçbir diplomatik gücün çıkmamış olmasıdır. Şimdi Türkiye’nin önüne çıkan görev, İsrail’in karşısına diplomatik bir gücün çıkarılmasıdır. Türkiye’nin, bütün devletleri ve milletleri arkasına alarak, İsrail’in karşısında oluşacak cephenin öncülüğünü yapması şarttır. Ancak bu şekilde İsrail, yalnızlaştırılabilir.
2-Mavi Marmara ve diğer gemilere saldırı kararı verenler hakkında, uluslar arası savaş suçları mahkemesinde, müracaat yapmak için; hazırlıklar vakit geçirmeden tamamlanmalıdır.
3-Türkiye, İsrail büyükelçisini geri çekti. Doğru bir adımdır ama yetmez. Hemen İsrail’in Ankara Büyükelçisi istenmeyen adam ilan edilmelidir.
4-Gazze’deki ambargonun kaldırılması için çok acil bir şekilde karşı atağa geçilmelidir. Bütün uluslar arası kuruluşlar, örgütler ve BM, aldıkları kararları uygulamaya zorlanmalıdır.
5-İsrail ile bütün askeri ve ticari anlaşmalar askıya alınmalıdır.
6-Hala TBMM’de faaliyette bulunan Türkiye-İsrail Dostluk Grubu, parlamento kararıyla lağvedilmelidir.
7- Ölü, yaralı ve esir sayısı, gözaltına alınanların kimlikleri, kayıplar konusunda kamuoyunun detaylı şekilde aydınlatılması gerekir.
8-Türkiye’deki bütün siyasi partiler, ortak bir deklarasyon yayınlamalıdır.
9-Gemilerdeki delillerin karartılmaması için, bugünden itibaren acilen bir uluslar arası araştırma komisyonu kurulması gerekir.
ÇAĞLAYAN MİTİNGİNE DAVET
![]() Saadet Partisi’nin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek için 5 Haziran Cumartesi günü İstanbul’da Çağlayan Meydanı’nda saat 16.00’da ‘İsrail Vahşetine İsyan’ mitingi düzenleyeceğini söyleyen Kurtulmuş, “ Çünkü sustukça ölüyoruz. Bunun gerçekten bütün milletimiz tarafından protesto edilmesi, sesimizin en yüksek noktada çıkartılması için milyonların oraya toplanmasını bekliyoruz. Ve inşallah bu miting, Türkiye’nin başına gelen kara olay noktasından bir tarihi dönüm noktasına dönüşecektir” dedi.
Bu mitingin sadece Saadet Partisi’nin mitingi olmadığının altını çizen Kurtulmuş, “Herkesi bu mitinge bekliyoruz. Biz sadece bu mitinge öncülük yapıyor, organizasyonu gerçekleştiriyoruz. Ama bütün partileri, sendikaları, sivil toplum kuruluşlarını ve bütün futbol takımlarının taraftar kulüplerinin hepsini davet ediyoruz. Yüreğinde bu milletin doğasında olan insanlıktan, merhametten, adaletten, haktan, hukuktan azıcık bir şey bulunan herkesi, bu mitinge davet ediyoruz. Zulme, baskıya, vahşete, barbarlığa karşı çıkan herkesi, sesini gür bir şekilde çıkarmaya davet ediyoruz” diye konuştu.
DENİZ KUVVETLERİNE KIPIRDAMA MESAJI MI?
Gazze konvoyuna saldırının gerçekleştirildiği aynı gece İskenderun’da askeri deniz üssüne yapılan saldırıyla ilgili şüphelerin artarak devam ettiğine de dikkat çeken Kurtulmuş, “ Acaba bir bağlantı var mı endişelerini bendeniz ve başka siyasi partilerin temsilcileri ifade etmiş olmalarına rağmen şunu görüyoruz ki, bu konuyla ilgili yeterli bir açıklama yoktur. Bu endişeler devam ederken, bugün (dün)sabaha karşı 01.30 sıralarında aynı yere, aynı deniz üssümüze yine aşağı yukarı benzer bir noktadan bu sefer, Hatay-Adana otoyolundan taciz ateşinde bulunulmuştur. Acaba birileri Türk Deniz kuvvetlerine, sakın ha kıpırdama mı demek istiyor? Eğer böyle bir şey yapıyorlarsa, herhalde beyhude bir işin içerisindedirler. Ve Türkiye İskenderun’daki bu şehitlerin ve taciz ateşlerinin arkasındakini, ortaya koymak zorundadır ” diye konuştu.
1992 yılında ortak deniz tatbikatında ABD Saratoga gemisinden ateşlenen füzeyle Türk muavenetinin ‘yanlışlıkla’ vurulduğu olayı hatırlatan Kurtulmuş, “Şimdi benzer şeylerin, İskenderun’da olmasından derin endişe duyuyoruz. Türk devleti ve TSK, bu saldırının arkasındaki gerçekleri ortaya koymalıdır. Milletimizin şüpheleri ortadan kaldırılmalıdır” dedi. Etiketler : |
||||||||
|
||||||||